Klasik
enerji kaynaklarına alternatif olarak sunulan kaynaklardır. Güneş, rüzgar,
hidrojen, hidroelektrik ve jeotermal kaynaklar buna örnektir. Doğada sürekli
var olan faktörlere dayalı olan bu kaynakların en önemli özelliği ise
yenilenebilir olmaları ve doğaya zarar vermemeleridir.
Güneş
enerjisi de hidrojen gibi yenilenebilir kaynaklardan bir tanesidir. Güneş
enerjisini toplayıp ısı ve elektriğe dönüştürebilen güneş kolektörleri güneş
enerjisinin kullanımındaki aracı elemandır. Genelde, evlerin çatılarına
yerleştirilen bu kolektörlerin yanında bir de su deposu bulunur. Depoda bulunan
su ısıtılarak, ya evin sıcak su ihtiyacı karşılanır ya da sıcak su, evin ısıtma
tesisatına verilerek ısınma ihtiyacı giderilmiş olur.
Çevreye
hiçbir zararı olmaması, sürekli ve yenilenebilir olması güneş enerjisini çok
cazip kılar. Şüphesiz güneş enerjisinin önündeki en önemli engel, Güneş'ten
yararlanma süresi çok fazla olmayan ülkelerde bu enerji tipinden
yararlanılabilen gün sayısının az olmasıdır. Ayrıca, elde edilen enerjinin
depolanması da bir diğer engeldir.
Rüzgar
Alternatif
enerji kaynakları içersinde en az hidrojen enerjisi kadar faydalı olabilecek
bir enerji kaynağı da rüzgardır. Temiz, bol, yenilenebilir olmasının yanısıra
hemen hemen tüm dünya genelinde faydalanma imkanı olan bir kaynaktır. Rüzgar
türbini adı verilen çok büyük pervaneli, yüksek kuleler aracılığıyla rüzgar
enerjisi elektriğe dönüştürülür. Az sayıda, büyük enerji üretim merkezleri
kurmak yerine, ülke geneline küçük üniteler halinde yayılmış rüzgar türbinleri
kurmak çok daha avantajlıdır. Rüzgar, elektrik üretiminin yanısıra hidrojen
üretiminde de söz sahibi olabilir. Rüzgardan elde edilecek elektrikle suyun
elektroliz edilmesi sonucunda; su, oksijen ve hidrojen elementlerine ayrılarak
çok ucuz bir yolla hidrojen elde edilmiş olacaktır.
1990'lı
yıllarda kullanımı en hızlı artan enerji kaynağı olan rüzgar enerjisi, bu
avantajları sayesinde tüm dünyanın dikkatini çekmeye devam ediyor. Danimarka
toplam elektrik enerjisinin yaklaşık %20'sini rüzgardan elde ederek oran olarak
dünyada birinci sıradayken, Almanya da 2007 yılındaki verilere göre, 22.247
megawatt kurulu güç ile rüzgar enerjisi kullanımında en ön sıralardadır.
Almanya'yı en yakından takip eden ABD'nin kurulu gücü ise 16.818 megawatt
civarındadır.
Jeotermal
enerji
Jeotermal
enerji, yeryüzünün kabuğunda bulunan ısıdır. Bu enerjiden, yer yüzeyine çıkan
sıcak sular aracılığıyla yararlanılır. En eski çağlardan bu yana kullanılan
kaplıcalar jeotermal enerjinin ilk kullanım alanlarıdır. Jeotermal enerjiden,
kaynağın sıcaklığına bağlı olarak ısıtma uygulamalarında kullanılabilir ya da
elektrik üretiminde yararlanılır. Elektrik enerjisi üretimi amaçlı santrallar
20. yüzyılın başlarından itibaren kurulmaya başlanmıştır.
Jeotermal
enerji; kaynağın, dünya enerji tüketimine kıyasla çok büyük olması nedeniyle ve
kullanılan sıcak suyun reenjeksiyon ile tekrar yer altına verilmesi koşuluyla
yenilenebilir enerjiler arasında sayılır.
Dalga
enerjileri
Okyanus
denizler gibi büyük su kütlelerinde meydana gelen dalgaların enerjisinden
yararlanabilmektir. Yenilenebilir enerji formlarından bir tanesidir.
Üretilmesindeki
zorluklar:
* Dalgaların yüksek gücüne karşın düşük
hızlarda ve farklı yönlerde hareket etmesi
* En güçlü fırtınalara ve tuzlu suyun neden
olacağı paslanmaya dayanabilecek yapıların yüksek maliyeti
* Kurulum ve bakım giderlerinin
yüksekliğidir.
Dalga
enerjisinin toplam enerji potansiyeli, toplam enerji büyüklüğü 2.5 terawat
olarak hesaplanan gel-git enerjisinden çok daha fazladır. Sahilleri güçlü
rüzgarlara maruz kalan ülkeler, enerji ihtiyaçlarının %5 veya daha fazlasını
dalga enerjisinden karşılayabilirler. Media:Örnek.ogg
Gel-git
ve akıntı enerjileri
İki
türbinli bir gel-git barajının temsili gösterimi.
İki
türbinli bir gel-git barajının temsili gösterimi.
Gel-git
veya okyanus akıntısı nedeniyle yer değiştiren su kütlelerinin sahip olduğu
kinetik veya potansiyel enerjinin elektrik enerjisine dönüştürülmesidir.
Gel-git
enerjisini elektriğe dönüştürmek için yaygın olarak, uygun bulunan koyların
ağzının bir barajla kapıtılarak, gelen suyun tutulması, çekilme sonrasında da
yükseklik farkından yararlanılarak türbinler aracılığı ile elektrik üretilmesi
hedeflenir.
24.8
Saate bir tekrarlanan gel-git hareketleri, düzenli bir enerji kaynağı olması
açısından ilginç olmakla birlikte, enerji üretim süresinin 6-12 saatle kısıtlı
olması bir dezavantaj yaratmaktadır. Suyun potansiyel enerjisinin %80'ini
elektrik enerjisine dönüştürebilen gel-git enerjisi, güneş enerjisi gibi diğer
alternatif enerji kaynaklarına göre daha yüksek bir verimliliğe sahiptir.
Deniz
ve okyanuslardaki düzenli akıntıların kinetik enerjisinin, deniz tabanına
yerleştirilen türbinler aracılığı ile elektrik enerjisine dönüştürülmesi akıntı
enerjisi olarak anılır.
Hidrojen
Hidrojen
birincil enerji kaynaklarından üretilen bir yakıt olup temiz bir enerji kaynağı
olarak kullanılabilecek önemli bir elementtir. Fakat dünyada tek başına
bulunmadığından önce üretilmesi gerekir. Halihazırda çok pahalı olan bu üretim,
su ve doğalgaz gibi elementlerdeki hidrojenin ayrıştırılmasıyla yapılır. Bu
şekilde elde edilen hidrojen pillerine yakıt hücresi adı verilmektedir. Şu anda
bazı otomobiller hem benzin, hem de hidrojenin kullanıldığı hibrid (melez)
yakıt yöntemiyle çalışmaktadır. Böylece açığa çıkan kirli havanın miktarı
%30–40 oranında azaltılabilmektedir.
Hidrojenin,
20 yıl içersinde çok daha aktif olarak kullanılması planlanmaktadır. Şu anda
hidrojen yakıt konusunda elde edilen en önemli ilerleme İzlanda’da
yaşanmaktadır. 1999 yılında, akaryakıt firması Shell ve otomobil firması
Daimler-Chrysler ile İzlanda hükümeti arasında imzalanan anlaşma, İzlanda'yı
hidrojen yakıtlı bir ülke haline getirmeyi amaçlamaktadır. 9Daimler-Chrysler
İzlanda için, hidrojenle çalışan otobüs ve otomobiller üretirken, Shell de
İzlanda genelinde hidrojen istasyonları açmayı planlamıştır. İzlanda'da elde
edilecek muhtemel bir başarı, hidrojenli otomobillerde seri üretime geçilmesini
son derece hızlandıracaktır.